T.C.
YARGITAY
12. CEZA DAİRESİ
E. 2014/9296
K. 2015/5790
T. 2.4.2015
DAVA : Taksirle öldürme
suçundan sanığın mahkumiyetine dair hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz
edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR : Sanığın aile
hekimi olarak görev yaptığı, olay tarihinde ise ... Bakımevi'nde acil nöbeti
tuttuğu, 18 aylık bebek ...'ın 08/03/2009 tarihinde ... devlet hastanesine
ateş, ishal ve kusma şikayetleri ile götürüldüğü, muayenesinin ardından reçete
yazılarak evine gönderildiği, ölenin şikayetlerinin devam etmesi nedeni ile
09/03/2009 tarihinde ailesinin tekrar ... Hastanesine başvurduğu, burada
Isparta doğumevi acil polikinliğine başvuru önerisinde bulunulduğu, ailenin
09/03/2009 saat 19:00 sıralarında ... Bakımevi'ne başvurduğu, yapılan tedavi ve
tetkiklerin ardından reçete düzenlenerek evine gönderildiği, ölenin ailesi
tarafından 10/03/2009 tarihinde tedavisi için Isparta iline götürüldüğü sırada
yolda öldüğü olayda; sanık hakkında başlatılan soruşturmada 4483 Sayılı yasa
uyarınca soruşturma izni verilmemesine dair kararın idari yargı merciince sanık
hakkındaki soruşturmanın 4483 Sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu kabul
edilerek kusurlu bulunduğu gerekçesiyle taksirle öldürme suçundan yargılanmak
üzere kaldırıldığı,...İhtisas Kurulu'nun 27/10/2010 tarihli raporunda; tıbbi
belgelerde kayıtlı veriler ile otopside saptanan bulgulara göre çocuğun
ölümünün akut gastroenterit, dehidratasyon ve komplikasyonlar sonucu meydana
gelmiş olduğu, süt çocuğu döneminde mevcut olan kusma ve ishal gibi
semptomların çocuğun genel durumunda hızla bozulmaya neden olabileceğinin
tıbben bilinmesi ve otopside de deri turgür tonusunda bozulma ve göz
kürelerinin dehidrate durumunda olduğunun da bildirildiği dikkate alındığında,
çocuğun 09/03/2009 tarihinde sevk ile gönderildiği ...Bakım Evinde yatırılarak
izleme alınmaması ve dehidratasyona yönelik tedavisine başlanmamış olmasının
bir eksiklik olduğunun mütalaa olunduğu, ... Tıp Fakültesi ...Anabilim Dalı'nın
23/06/2011 tarihli raporunda; cilt turgor ve tonusunun hafif azalmış olduğu
belirtilmiş bulunmasına göre, çocuğun ağır dehidratasyon tanısı alamayacağı,
hafif veya orta derecede dehidratasyon tanısı konabileceği, bu durumdaki çocuk
için yapılan ilaç önerisi, hastalıkla ilgili bilgilendirme ve poliklinik
kontrolüne çağırılması işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, sanığın
yaptığı işlemlerle ölüm arasında nedensellik bağı bulunmadığının bildirildiği,
iki rapor arasında çelişki olması üzerine...Genel Kurulu'nun 03/05/2012 tarihli
raporunda, ölenin akut gastroenterite bağlı dehitratasyon, intertisyel pnömoni
ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğünün tespit edildiği, sanığın, kusma ve
10-15 kez ishal sebebiyle iki gündür hastaneye iki kez götürülme ifadesiyle
bebeğin muayenesini ve tetkiklerini yaptığı, fakat yatırılarak izleme
alınmaması ve dehidratasyona yönelik tedavisinin başlanmamış olmasının bir
eksiklik olduğu, ancak bebeklik çağı gastroenteritlerin hızla ilerleyerek ölüme
neden olabileceği tıbben bilindiğine göre, tanı konularak uygun tedavi
başlanmış olması durumunda da bebeğin kurtulmasının kesin olmadığının oy
çokluğu ile mütalaa olunduğu dosyada, ancak
doğru tanı konularak uygun tedaviye başlanmış olması halinde ölümün meydana
gelmesi durumunda ölümün komplikasyon olarak değerlendirileceği, hiç bir tıbbi
müdahalede şifa garantisi bulunmadığı kabul edilmekle birlikte meydana gelen
ölümle tedavi ve teşhisteki eksiklik arasında illiyet bağı bulunması halinde
bunun komplikasyon olarak değil malpraktis olarak değerlendirilmesi gerektiği,
dolayısıyla mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı bebeğin kurtulmasının
kesin olmadığı şeklindeki tespitinde malpraktis olgusunu değiştirmeyeceği ve
sanığın meydana gelen ölümden sorumlu tutulmasını engelleyecek bir
değerlendirme olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya,
toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına
uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık
ve müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında
hükmedilen 2 yıl 1 ay hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında
birim gün sayısının belirtilmemesi suretiyle 5271 Sayılı CMK'nın 232/6.
maddesine ve TCK'nın 52/3. maddelerine aykırı davranılması ve sanık hakkında
hükmedilen hapis cezası, adli para cezasına çevrilirken, 22.800 TL yerine,
hesap hatası sonucu 22.650 TL olarak belirlenmesi suretiyle, eksik ceza tayin
edilmesi,
SONUÇ : Kanuna aykırı
olup, hükmün bu sebeple 5320 Sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta
olan 1412 Sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden
yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar
verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm
fıkrasının 4. paragrafındaki “aynı kanunun 52. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına
göre” ibaresinden sonra gelmek üzere “760 GÜN ADLİ PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİNE”
ibaresinin eklenmesi, “22.650 TL” ibaresinin “22.800 TL” olarak değiştirilmesi
suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK
ONANMASINA, 02.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder